Rusya – Ukrayna İlişkileri

Birinci Kursda Sosyoloji hocam belə bir ifadədən istifadə etmişdi təxminən: Türkiyə toplumu daha çox internetdən məlumat əldə etməyi sevir nəinki internetə məlumat yerləşdirmək.

Məncə bu gerçək bizim Azərbaycan toplumu üçün də keçərlidi.

Bu səbəbdən də qərarə gəldim ki, seminer dərsim üçün yazmış olduğum yazını blogumda da paylaşım. Bəlkə kiməsə lazım oldu, nə vaxtsa.

Yazı təbii olaraq Türkiyə Türkçəsindədi və daha çox Rusya ilə Ukrayna arasındakı münasibətlər haqda ansiplopedik məlumatlar verir.

Gələcəkdə indiyə qədər yazmış olduğum bu tip yazıları da bura yerləşdirdim bəlkə.

Nə isə. Bu da seminer dersi üçün yazdığım məqaləyə bənzər bir şey :)

                                                          Rusya – Ukrayna İlişkileri

İçindekiler

Giriş  …………………………………………………………………………………………………………………..  1

I Bölüm: 1990`lı Yıllarda İlişkiler  …………………………………………………………………………….  2

II Bölüm: 2000`li   Yıllarda İlişkiler  ………………………………………………………………………….. 6

Sonuç  ………………………………………………………………………………………………………………… 9

Kaynakça  …………………………………………………………………………………………………………….  10

Giriş

Karadeniz`e kıyısı olan Ukrayna aynı zamanda Avrupa`da yerleşmekte ve Avrupa`nın en büyük yüzölçümüne sahip olan devleti konumundadır. Bununla birlikte post-sovyet cümhuriyyeti ve Rusya`nın yakın çevresinde olmanın getirdiği bazı koşullar da vardır.

Özellikle 1991 yılından itibaren Ukrayna ile Rusya ilişkilerini ele aldığımızda, Rusya`nın yakın çevre, azınlıklar politikasını ayrıca Rusya ile Batı, Batı ile post – sovyet coğrafyası arasında olan ilişkileri de gözönünde bulundurmalıyız.

Ukrayna açısından değişen devlet başkanları ve o başkanların Batı ve ya Rusya yanlısı olmaları Rusya ile olan ilişkilerdeki temel faktörlerden birini oluşturmaktadır. Rusya açısından ise başkanların değişmesi süreci ile birlikte politikalarda radikal bir değişim gözükmemektedir.

Bu yüzden de, çalışmada Rusya ile Ukrayna arasındaki ilişkileri ele aldığımızda bunu, Ukrayna başkanları ile paralel olarak da değerlendirebilirdik.

Fakat bu çalışmada ilişkilerin daha çok kronolojik olarak ele alınacağı için ve uyumun sağlanması için  1990`lı ve 2000`li yıllar olacak şekilde 2 bölüm oluşturulmuş ve ilişkiler bu dönemler bağlamında ele alınmışdır.

Ayrıca olarak bu çalışmada Rusya ile Batı arasında, özellikle NATO, olan ilişkilerin Ukrayna`ya etkisine, Rusya`nın post – sovyet coğrafyasındaki etkisine de değinilecektir.

En önemlisi ise Ukrayna`nın iç istikrara kavuşma çabaları,  Rusya ile olan sorunlara nasıl çözümler üretildiği, dış etkenlerin bu duruma nasıl müdahil olduğu ve benzeri sorulara cevab aranacaktır.

Başlıca sorunlar olan, Kırım, Karadeniz Filosu, Doğalgaz ve Petrol, sivastopol üssü, Nükleer silahlar, NATO ile olan ilişkiler ayrı ayı ele alınacak ve bunların yarıdımı ile genel bir tablo çizilmeye çalışılacaktır.

 

I Bölüm : 1990`lı Yıllarda İlişkiler

24 Ağustos 1991 tarihinde Ukrayna Parlamentosu`nun bağımsızlık ilan etmesinden sonra aynı yıl, 1 aralıkta da referandum gerçekleştirilmiştir. Referandumda %90 oyla bağımsızlık kararı desteklenmiştir. Aynı zamanda bu referandumla birlikle başkanlık seçimleri de yapılmış ve Kravçuk %61 oyla bağımsız Ukrayna`nın ilk cumhurbaşkanı olmuştur. [1]

Bağımsızlığın ilk yıllarından itibaren Ukrayna`nın Rusya ile sorunları mevcuttu. Kırım ve Karadeniz Filosu, Nükleer silahlar, Ukraynadakı Rus ve Rusça konuşan azınlık, doğalgaz sorunları Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlıkların temelini oluşturmaktaydı.

Aynı dönemde SSCB`nin dağılması ile birlikte Ukrayna`da ekonomik çöküş de yaşanmaktaydı. Böyle bir dönemde, 1994 yılında önceliğinin ekonomik reform olacağını belirten Leonid Kuçma seçimleri kazanarak Ukrayna`nın ikinci cumhurbaşkanı oldu.

Rusya ile Ukrayna arasındaki ilişkilerin inşa süreci yukarıda belirtilen temel sorunlar çerçevesinde gerçekleşmekteydi. Bunlardan ilki nükleer silah sorunuydu.

SSCB`nin dağılması ile birlikte Rusya dışına Ukrayna, Beyaz Rusya ve Kazakistan nükleer silahlara sahip olmuş oldu. Beyaz Rusya nükleer silahların Rusya`ya devredilmesinde fazla sorun yaşatmamaktaydı. Kazakistan`ın elinde bulunan nükleer silah ise tehdit oluşturacak miktarda değildi. Bu yüzden de Rusya için çözülmesi gereken en büyük sorun Ukrayna ile olan sorundu.[2]

Ukrayna`nın nükleer silahları konusundakı ilk adımı 21 aralık 1991 tarihinde Almaatı`da imzalanan antlaşma oldu. Ukrayna bu antlaşma ile nükleer silahdan vazgeçtiğini ve 1 temmuz 1992 tarihine kadar 3 bin taktik nükleer silahı Rusya`ya devredeceğini, 1995 yılına kadar da tüm nükleer silahlardan arınacağını beyan etdi.[3]

Ama 1992 yılında, çalışmada daha sonra belirtilecek olan Karadeniz Filosu ile ilgili anlaşmazlıklardan dolayı Kravçuk nükleer silahların Rusya`ya naklini durdurdu. Naklin durdurulmasındaki sorunun da Ukrayna tarafının Rusya`ya nakledilen nükleer silahların yokedileceğinden emin olmadıkları olduğu belirtildi. Bu gelişmenin ardından Rusya ile nükleer silahların yokedilmesine dair ek protokol imzalandı ve mayıs 1992 tarihine  kadartüm taktik nükleer silahlar Ukrayna dışına çıkarıldı.

Bu dönemde, 1993 yılında, Ukrayna START 1`i de kısmen onayladı ve 1995 yılına kadar değil 7 yıl içinde arınacağını ayrıca uluslararsı denetimin de olması gerektiğini ileri sürdü.[4]

Aynı dönemde Ukrayna`da yaklaşık olarak aylık %70 enfilasyon, üretimde hızlı düşüş yaşanmaktaydı. Bu yüzden de Rusya ile yakınlaşma zorunluluğu vardı. Bu sebeplerden dolayı 1994 yılında imzalanan nükleer silahların yayılmasını önleme antlaşması ile bu konudaki anlaşmazlıklar büyük ölçüde çözülmüş oldu.

SSCB`nin çöküşü ile birlikte 25 milyondan fazla Rus azınlık konumuna geldi ve bu azınlıklar Rusya dış politikasında önemli bir aktöre çevrilmiş oldu. Özellikle 1993 yılında itibaren Rusya bu konuya daha fazla önem vermeye başladı.

Aynı yılda yayımlanan “Dışişleri Bakanlığı Raporu`nda” Rus azınlıkları konusunun dış politikada en önemli alanlardan biri olduğu ve tüm devlet kurumlarının bu konu ile ilgilenmeli olduğu belirtildi. Bununla birlikte 1993 yılında Rusya başkanı Yeltsin “Yeniyıl Mesajı” ile de bu konuya değindi. Yeltsin`e göre yakın çevredeki Rus azınlıkların haklarının ihlali durumunda askeri müdahele bile olabilirdi.[5]

O dönemde Ukrayna`nın %22`si, Kırım`ın ise %68`i Ruslardan oluşmaktaydı.  Bu yüzden de özellikle Kırım konusunda Rusya`nın Rus azınlıklar konusunda izleyeceği politika çok önemliydi.

Kırım sorunu Rusya ile Ukrayna arasındaki en büyük sorunlardan birini oluşturmaktaydı. Kırım sorunu kendi içinde de çeşitlenmekteydi. Kırım`ın statüsü, Karadeniz Filosu`nun paylaştırılması, Sivastopol üssünün durumu temel sorunları oluşturmaktaydı.

Kırım 1954 yılında dostluk göstergesi olarak Rusya`dan Ukrayna`ya devredilmişdi. SSCB döneminde Kırım`ın statüsü sorun olmamaktaydı. Fakat SSCB`nin çöküşü ile birlikte Kırım`ın statüsü konusu da gündeme geldi. Rusya`da Kırım`ın tekrar Rusya egemenliğine girmeli olduğu söylemleri duyulmaktaydı. Öte yandan Kırım ile ilgili diğer sorunların da temelini egemenlik sorunu oluşturmaktaydı. Kırım`ın statüsü ile ilgili sorun özerklik yolu ile kısmen çözülmüş oldu. 1993 yılında özerklik kazanan Kırım`ın başkanlığına ocak 1994`de Yuri Meşkov getirildi. Rusya`ya yakınlığı ile bilinen Meşkov`un Kırımlılar için çifte vatandaşlık hakkının tanınmasını ve Ukrayna- Kırım iliçkilerinin eşit bir şekilde yürütülmesini istemekteydi.Fakat Karadeniz Filosu ile ilgili anlaşmazlıklardan dolayı Ukrayna meclisi 1995 yılında Kırım`ın özerkliğini kaldırdı ve yerel başkanlık kurumu işlerliğini yitirdi. [6]

Kırım konusundaki bir diğer sorun ise Karadeniz Filosu idi. Bu filonun Rusya ile Ukrayna arasında nasıl bölüştürüleceği konusunda  anlaşmaya varılamamaktaydı. 1992 yılından başlayan görüşmeler 1997 yılına kadar devam etti. 5 yıllık bu uzlaşma çabaları ile birlikte 28 mayıs 1997 tarihinde Ukrayna ve Rusya başbakanları arasında nihai antlaşma imzalandı. Bu antlaşmaya göre karadeniz Filo`su %50 – %50 oranında bölüştürüldü. Ayrıca Ukryana kendi donanmasının Rusya ile ortak tatbikatlara katılacağını da kabul etti.

Aynı antlaşma ile Sivastopol üssü ile ilgili sorunlar da çözülmüş oldu. Rusya bu üssü 20 yıllığına yıllık 97.75 milyon dolar karşılığında kiralamış oldu. Ukrayna tarafı da Rusya`dan nükleer silahların nakli için 200 milyon dolarlık kredi aldı ve ayrıca Sivastopol üssünün kirasından elde edilecek paranın Rusya`ya olan borçların ödenmesi için kullanılacağı yükümlülüğülü üstlendi.

Sorunların büyük ölçüde çözülmüş olması ile birlikte mayıs 1997 tarihinde taraflar arasında dostluk antlaşması imzalandı ve 6 kez çeşitli nedenlerden dolayı ertelenen Yeltsi`nin resmi ziyareti 1997 yılı baharında gerçekleşmiş oldu. Bu dönemde Ukrayna ile Rusya arasında Dostluk, İşbirliği ve Ortaklığa İlişkin antlaşma da imzalanıyor fakat Ukrayna Rada`sında onaylanmasına karşın Rusya Duma`sı bu antlaşmanı onaylamıyor.

İlişkilerin inşası sürecinde fazla sorun yaşanmamakla birlikte gelecekte sorun olabileceği korkusu ile Ukrayna tarafı Rusya`dan doğalgaz ve petrol bağımlılığını sona erdirme yollarını aramaktaydı.

O dönemde Ukrayna`nın petrol gereksiniminin %90`ı, doğalgazın ise %60`ını Rusya karşılamaktaydı. Aynı zamanda Rusya`dan Avrupa`ya nakledilen doğalgaz da Ukrayna üzerinden nakledilmekteydi. Bu durumda Ukrayna tranzit ücretlerini arttırarak çözüm üretmeye çalışmaktaydı. Ayrıca Türkmeninsan ile doğalgaz anlaşması yapma çabası da vardı. Fakat 1999 yılında Türkmenistan ile yapılan görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı.

Bu dönemde Ukrayna`nın Rusya`ya 2milyar dolardan fazla borcu birikmişti ve  bu rakam gelecekte yeni sorunların da çıkacağının işareti idi.

Ukrayna ile Rusya arasındaki ilişkilerin inşası sürecine baktığımızda büyük sorunların olması ile birlikte her zaman çözüm arayışının da  olduğunu görüyoruz. Zamanla taraflar arasında anlaşmazlıklar yaşansa da çoğu zamanda  orak bir çözüm noktası bulunmuştur.

Taraflar arasındaki sorunların çok olması da ayrıca bir etkendir ve ilişkilerin inşasındaki en büyük sorunlardan biri olarak da bu gözükmekteydi.

II Bölüm: 2000`li Yıllarda İlişkiler

2004 yılının sonlarına gelindiğinde Rusya ile Ukrayna arasındaki ilişkiler büyük ölçüde geliştirilmişti ve tam anlamda olmasa da sorunlar da çözülmüştü. Bu süreçte 1994 yılından itibaren Ukrayna cumhurbaşkanı olan Kuçma`nın önemi de vurgulanmalıdır.

2004 yılında gelindiğinde Ukrayna`da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Kasım`da yapılan seçimler sonucunda ise 2005 Ocak ayına kadar devam eden ve “Turuncu Devrim” olarak adlandırılan iktidar değişikliği yaşandı.[7]

Bu iktidar değişikliği sonucunda iktidara Batı yanlısı olarak bilinen Yuşçenko geldi ve Rusya yanlısı olarak bilinen Yanukoviç başarısız oldu. Aynı zamanda Yuşçenko`nun iktidara gelmesinde Timoşenko`nun da rölü büyük oldu ve Ukrayna`nın politikalarının belirlenmesinde Timoşenko da etkili isim oldu.

Yuşçenko`nun iktidara gelmesi ile birlikte Ukrayna ile NATO arasındaki ilişkiler de gelişmeye başladı. Ukrayna daha önceden NATO`nun Barış İçin Orttaklık programına katılmış olsa da Kuçma iktidarı dönemde NATO ile ilişkiler Rusya`nı rahatsız edecek düzeyde gelişmemişti.

Ayrıca doğalgaz ve petrol sorunu devam etmekteydi. Bununla birlikte sivastopol üssü sadece olarak 20 yıllığına kiralanmıştı ve bu çözüm temelli bir çözüm değildi. Bu yüzden de Sivastopol sorunu da tarafları rahatsız etmekteydi.

NATO ile ilişkilerin gelişmesi ile birlikte ise sorunlar arasına bir yenisi de eklenmiş oldu. Rusya NATO`nun özellikle yakın çevre olarak nitelendirdiği bölgeye, Ukrayna ve Gürcistan, kadar genişlenmesinden açıkca rahatsızlık duymaktaydı ve bu rahatsızlığı dile getirmekteydi.

Böyle bir dönemde, 2006 yılında Yuşçenko Ukrayna`nın NATO`nun üyelik eylem planına katılmaya hazır olduğunu dile getirdi. Ukrayna ve Gürcista`nın NATO`ya üye olabileceği söylemleri dile getirilirken Rusya da bu üyeliklerin savaş nedeni olarak algılanacağını dile getirdi.

Bu sorunla birlikte  doğalgaz sorunu da devam etmekteydi. 2009 yılına gelindiğinde Rusya, Ukrayna`nın eski borçları ve yeni fiyatları kabul etmemesi gerekçesiye Ukrayna`ya doğalgaz akışını kesti.  Bu gelişme ile birlikte zor durumda kalan Ukrayna alternatif çözümler eretmeye çalıştı.

Avrupa Birliği`ne giden doğalgaz akışı da Ukrayna üzerinden yapılmaktaydı. Sorunun çıktığı ilk zamanlarda AB duruma fazla müdahil olmamaktaydı. Fakat kısa zaman sonra AB`ye giden doğalgazda da sıkıntı yaşandı ve AB müdahil olmaya başladı. Bunun üzerine Rusya AB`ye giden doğalgazda hiçbir sorun olmadığını fakat Ukrayna`nın bu hattan kaçak olarak doğalgaz çektiğini söyledi.

Bu gelişmeler ile birlikte iki ülke başbakanları Timoşenko ve Putin 16 ocak 2009 tarihinde anlaşma imzaladılar ve sorun geçici de olsa çözülmüş oldu. Fakat kalıcı bir çözüm olmadığı için bu durum halen tarafları rahatsız etmekteydi.[8]

Bir diğer sorun olan Sivastopol üssü konusunda 1997 yılında imzalanan kira antlaşması 20 yıllıktı ve 2017 yılında sona erecekti.  Fakat Yuşçenko iktidarı ile birlikte 2005 yılından itibaren Sivastopol üssünün daha erken boşaltılmalı olduğu söylemleri de dile getirilimeye başlandı. Fakat ekonomik, doğalgaz konusundaki yaptırımlar ve bağımlılık yüzünden Ukrayna tarafı da bu isteğin gerçekçi olmadığını anlamış oldu.

Böyle bir durumda Yuşçenko alternatif bir çözüm üretme çabası içine girdi.  Yuşçenko`nun hedefi kira antlaşmasının 2017 de kesin biteceğini, daha fazla uzatılmamasını garantiye almaktaydı. Böylelikle 2017 yılında Sivastopol üssünün boşaltılması garanti altına almayı hedeflemekteydi.[9]

Fakat bu girişimler de başarısız oldu ve bu başarısızlıkta özellikte iç politikadaki çalkantılar ve Timoşenko ile Yuşçenko arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar önemli etken oldu.

Yuşçenko iktidarı döneminde Rusya ile ilişkiler ile birlikte iç politikada da sorunlar yaşanmaktaydı. Yuşçenko, Yanukoviç ve Timoşenko üçgeninde gelişen istikrarsızlıklar dış politikada da önemli etken olmaktaydı.

Böyle bir ortamda gerçekleştirilen seçimler ile birlikte şubat 2010`da Yanukoviç başkanlık seçimini kazandı ve istikrarsızlık büyük ölçüde çözülmüş oldu. Rusya yanlısı olarak bilinen Yanukoviç`in iktidara gelmesi ile birlikte Rusya ile olan ilişkilerin çözülmesinde de büyük ilerlemeler kaydedildi.

Büyük anlaşmazlıklardan biri olan Sivastopol üssü konusunda anlaşma imzalandı ve kira antlaşması 25 yıl daha uzatıldı. Böylelikle 2042 yılına kadar çözüm üretilmiş oldu. Bu antlaşmaya paralel olarak doğalgaz konusunda da ilerleme kaydedildi.[10]

Rusya doğalgaz fiyatı konusunda büyük indirimler yaptı. Doğalgaz fiyatının 330 dolardan az olacağı durumunda %30, 330 dolardan fazla olacağı durumda ise 100 dolar indirim yapılacağı kararlaştırıldı.

Özellikle 2008 yılında Rusya`nın Gürcistan`a askeri müdahelesi ve 2009 yılıda yapılan doğalgaz kesintisi sonucnda Ukrayna tarafı Rusya ile olan ilişkilerinde dikkatli olmalı ve sorunların mümkün olduğunca kısa sürede çözmeli olduğunu anlamıştı. Bu yüzden de özellikle 2009 yılı Ocak ayından itibaren Rusya ile olan ilişkilerde yumuşama görebilmekteyiz.

Sonuç

Ukrayna ile Rusya arasında olan ilişkilere genel olarak baktığımızda sorunların ve anlaşmazlıkların her dönemde mevcut olduğunu görebiliriz. Fakat özellikle Ukrayna`da iktidarda Rusya yanlısı veya Batı yanlısı başkanların olması Rusya ile olan ilişkileri de büyük ölçüde etkilemektedir.

Rusya yanlısı iktidarlar döneminde sürekli ve tam olmasa da geçici çözümlerin üretildiğini görebilmekteyiz.  Özellikle Sivastopol üssü ve doğalgaz konusunda bu durumu daha net olarak görebilmekteyiz.

Bunun yanı sıra Ukrayna`nın Rusya`dan olan doğalgaz bağımlılığının da her zaman sorun olabilecek durumda olduğunu ve zaman zaman da sorun olduğunu görebiliriz.

Ayrıca Rusya`nın Batı`ya doğalgaz hatlarının Ukrayna`dan geçmesi, Batı`nın post – sovyet devletleri ile olan ilişkilerinin de her zaman Ukrayna tarafından kullanıldığını ve sorunlar ortaya çıktığında Ukrayna`nın Batı`nın da taraf olması yolunda eylemlerini görebiliriz.

Bu yüzden söyleyebiliriz ki, Ukrayna zaman – zaman sorunların ikilikte değil Batı`nın da dahil olduğu geniş alanda çözülmesini ve Rusya karşısında avantajlı duruma geçme çabası da göstermiştir. Bu duruma Ukrayna`nın Rusya`ya olan bağımlılığının çok olduğu ve bu yüzden de büyük ölçüde pazarlık yapamadığı gerçeği de etkili olmuştur.

Kaynakça

Berktay, Deniz, “Sivastopol Üssü ve Ukrayna”, http://www.turksam.com/tr/a2014.html, (03.05.2010).

Berktay, Deniz, “Ukrayna’da Yeni Dönem”, http://www.turksam.com/tr/a1957.html, (23.03.2010).

Büyükakıncı, Erhan, der. , Değişen Dünyada Rusya ve Ukrayna, Ankara, Phoneix Yayınları, 2004.

Cafersoy, Nazim, “Ukrayna: Avrasya’nın Strateji Kaderinin Belirlendiği Ülke”, http://www.turksam.com/tr/a196.html, (15.06.2003).

Cafersoy, Nazim, “Ukrayna Politikasında Beşinci Element: Putin”, http://www.turksam.com/tr/a197.html, (23.01.2004).

Özdal, Habibe, “Rusya ve Ukrayna Arasındaki Gaz Anlaşmazlığı Çözüldü (mü?)”, http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=880, (13.02.2009).

Özdal, Habibe, “Ukrayna’da Seçimin Rengi Mavi”, http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=1340, (11.02.2010).

Özdal, Habibe Kader, “Ukrayna’daki Siyasi Atmosfer ve Rusya Faktörü”, http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=747, (28.10.2008).

Selim,  Servet, “Ukrayna’da Güller Turuncu Açıyor…”, http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=104, (28.10.2008).

Şir, Aslan Yavuz, “Davos Zirvesi Öncesi Rusya – Ukrayna Anlaşmazlığı”, http://orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=10, (23.01.2009).

Şir, Aslan Yavuz, “Rusya Ukrayna Krizinin Nedenleri”, http://orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=8, (16.01.2009).


[1] Erhan Büyükakıncı, der. , Değişen Dünyada Rusya ve Ukrayna, Ankara, Phoneix Yayınları, 2004 s. 367 – 368.

[2] İbid, s. 373.

[3] İbid, s.373 – 374.

[4] İbid, s. 410 – 413.

[5] İbid, s. 378.

[6] İbid, s. 413-418.

[7] Habibe Özdal, “Ukrayna’da Seçimin Rengi Mavi”, http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=1340, (11.02.2010).

[8]  Aslan Yavuz Şir , “Rusya Ukrayna Krizinin Nedenleri”, http://orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=8, (16.01.2009).

[9] Habibe Özdal, “Ukrayna’da Seçimin Rengi Mavi”, http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=1340, (11.02.2010).

[10] Berktay, Deniz, “Sivastopol Üssü ve Ukrayna”, http://www.turksam.com/tr/a2014.html, (03.05.2010).

Etiketlər: , , , , , , , , ,

Bir cavab yazın

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Connecting to %s


%d bloqqer bunu bəyənir: